Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü ve “Ayyaş” Sözcüğünün Pedagojik Yansımaları Eğitim, yalnızca bilgi aktarmak değil; aynı zamanda kelimelerin, kavramların ve kültürel çağrışımların anlam dünyasını birlikte inşa etmektir. Bir eğitimci için her sözcük, öğrencinin düşünme biçimini şekillendiren bir araçtır. Öğrenme, sadece akılla değil, dille, değerlerle ve toplumsal bilinçle de gerçekleşir. Bu nedenle, “Ayyaş argo mu?” sorusu sadece dilbilgisel bir tartışma değil, aynı zamanda eğitimin kültürel ve etik boyutlarına uzanan derin bir sorgulamadır. “Ayyaş” Sözcüğünün Kökeni ve Anlam Katmanları “Ayyaş” kelimesi, Arapça kökenlidir ve “içki içmeyi alışkanlık haline getiren kişi” anlamına gelir. Türkçede yüzyıllardır kullanılan bu sözcük, tarihsel olarak yalnızca bir davranışı tanımlamakla kalmamış;…
8 YorumEtiket: bir
Toplumun Aynası Olarak “9. Sınıf Hava Durumu”: Gençlik, Roller ve Sosyal İklim Üzerine Bir Analiz Bir sosyolog olarak her yeni döneme, toplumsal bir laboratuvar gibi bakarım. Okullar, yalnızca bilgi aktarımının yapıldığı kurumlar değildir; aynı zamanda bireylerin kimliklerini inşa ettikleri, ilişkilerini sınadıkları ve toplumun küçük bir örneğini yaşadıkları mekânlardır. “9. sınıf hava durumu” denildiğinde aklımıza sadece meteorolojik bir ifade gelmez; bu, aslında gençliğin duygusal atmosferini, sosyal ilişkilerin yoğunluğunu ve toplumsal normların genç bireyler üzerindeki etkisini anlatan bir metafordur. Toplumsal Hava Durumu: Normların ve Beklentilerin Basıncı Toplum, tıpkı doğa gibi, kendi hava durumuna sahiptir. Zaman zaman güneşli, bazen kasvetli, kimi zaman da…
6 YorumZamanın Eski Dili: “Kanun-ı Evvel” Ne Demekti? Bir Tarih Meraklısının Samimi Yolculuğu Eski bir Osmanlı belgesini incelerken ya da dedelerimizin yazdığı mektuplarda gezinirken bazen tanıdık ama yabancı gelen kelimelerle karşılaşırız. “Kanun-ı Evvel” de işte onlardan biridir. İlk gördüğümüzde bir kanun maddesi ya da hukuki terim gibi düşünsek de aslında bambaşka bir anlam taşır. Bu kelime, geçmişin dilinden bugüne kalan bir zaman ifadesidir. Ve bu kelimenin ardında, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan takvim serüveninin izleri yatar. Gelin, “Kanun-ı Evvel”in ne anlama geldiğini, neden bu kadar önemli olduğunu ve hayatlarımızda bıraktığı izleri birlikte keşfedelim. “Kanun-ı Evvel”in Anlamı: Takvimde Bir Ayın Eski Adı Kelime Anlamı…
10 YorumÖğrenmenin Dönüştürücü Gücü ve Çocuk Görüşme Merkezleri Bir eğitimci olarak her zaman inanmışımdır: öğrenme yalnızca bilgi edinme süreci değildir; bir dönüşümdür. İnsan, öğrendikçe hem kendi iç dünyasında hem de toplumla kurduğu ilişkilerde değişir. Bu nedenle, bir çocuğun yaşadığı travmatik bir olayın ardından yeniden güven duygusunu kazanması, aslında yeniden öğrenme sürecidir. İşte tam da bu noktada, çocuk görüşme merkezleri devreye girer — çocuğun sesini duyurmasına, duygularını yeniden anlamlandırmasına ve güvenli bir şekilde kendini ifade etmesine yardımcı olur. Çocuk Görüşme Merkezi Nedir? Koruyucu ve Rehabilite Edici Bir Öğrenme Alanı Çocuk görüşme merkezleri, özellikle istismar, şiddet, boşanma veya velayet süreçlerinde çocukların zarar görmeden…
16 Yorumİmana Ermek: Felsefi Bir Yolculuk Felsefeye derinlemesine bakarken, insanın varlık ve anlam arayışına dair sorulara cevaplar aramak, en eski dönemlerden bu yana düşünürleri meşgul etmiştir. “İmana ermek” kavramı da, insanın evrendeki yerini, doğruyu ve gerçeği anlamaya yönelik bir süreç olarak karşımıza çıkar. Bu kavram, sadece bir dini terim olarak değil, aynı zamanda felsefi bir yolculuk olarak da ele alınmalıdır. İman, sadece inanç değil, varoluşun temel sorularına duyulan bir yanıt, bir içsel bilgelik arayışıdır. Peki, iman ne demektir ve insan ne zaman, nasıl imana erer? Gelin, bu soruları felsefi bir bakış açısıyla etik, epistemoloji ve ontoloji perspektiflerinden tartışalım. İmana Ermek: Etik…
12 YorumHanedanlığın Sessiz Vedası: Bir Dönemin Kapanışı Bugün sizlerle tarih kitaplarının soğuk satırlarının ardında kalan, ama kalpte hâlâ yankısı süren bir hikâyeyi paylaşmak istiyorum. Hani bazen bir aile sessizce dağılır, ama o evin duvarları yıllarca geçmişin sesini taşır ya… Osmanlı Hanedanı’nın da vedası öyleydi. Bir Devletin, Bir Ailenin Son Günü Tarih 3 Mart 1924’tü. Ankara’da sabahın erken saatlerinde, Meclis’te yoğun bir sessizlik hakimdi. Mustafa Kemal Paşa’nın gözleri kararlı, ses tonu netti. Yeni Türkiye, artık geçmişin zincirlerinden özgürleşiyordu. O gün, yalnızca bir yasa değil; altı asırlık bir hanedanın varlığı da tarihe karıştı. Fakat bu hikâyenin merkezinde yalnızca bir siyasi karar değil, duygularla…
8 YorumGevher Hatun Kimdir? Mevlâna ile Olan İlişkisi Üzerine Bir İnceleme Geçmişi Anlamaya Çalışmak: Bir Tarihçinin Girişi Geçmişin tozlu sayfalarını araladıkça, her dönemin kendine özgü bir ruhu, derin anlamlar ve evrensel değerler taşıdığını fark ederiz. Tarih sadece olaylar zinciri değil, aynı zamanda insanlık deneyiminin izleridir. Günümüzle geçmişi birleştirmek, bazen bir anın içinde kaybolan anlamları yeniden keşfetmeyi gerektirir. Bu yazıda, XIII. yüzyılda yaşamış büyük İslam âlimi ve şairi Mevlâna Celaleddin Rumi’nin hayatına ışık tutarken, onun hayatında önemli bir figür olan Gevher Hatun’u da ele alacağız. Gevher Hatun, Mevlâna’nın ailesinin bir parçası ve onun hayatında önemli bir yer tutan bir isimdir. Onun kimliği…
16 YorumGergedan Böceği Satılır Mı? Psikolojik Bir Mercekten İnceleme Bir psikolog olarak, insanların davranışlarını incelemek, onların bilinçli ve bilinçdışı motivasyonlarını çözümlemek her zaman büyüleyici olmuştur. Gergedan böceği satılır mı? İlk bakışta basit bir ticari soru gibi görünse de, aslında bu, insanın sahiplenme, değer verme ve ticaret yapma biçimleri üzerine daha derin bir psikolojik çözümleme yapılmasını gerektiren bir soru. Peki, insanların bir böceği alıp satma kararlarını ne belirler? Bu yazıda, gergedan böceği gibi sıradışı bir varlığın ticareti üzerinden, insan davranışlarını bilişsel, duygusal ve sosyal psikoloji perspektiflerinden ele alacağız. Bilişsel Psikoloji: Satın Alma ve Değer Algısı Bilişsel psikoloji, insanların bilgi işleme süreçlerini, algılarını…
14 YorumHamlama Ağrısı Nedir? Bilimle Gündelik Hayatın Kesiştiği Yerde Bir antrenmandan ya da uzun bir yürüyüşten sonraki ikinci gün, merdivenleri inerken yüzünüzü buruşturan o tanıdık sızı… İşte tam orada “hamlama ağrısı” ile tanışırız. Bu yazıyı, yalnızca bir merakın peşinden koşan bir yazar olarak değil; aynı acıyı paylaştığımız bir arkadaşın samimiyetiyle kaleme alıyorum. Çünkü hamlama, sanıldığından daha ilginç bir biyoloji ve öğrenme hikâyesi anlatır. Kısa cevap: Hamlama ağrısı, egzersiz sonrası gecikmeli kas ağrısıdır (DOMS). Çoğunlukla 24–72 saatte zirve yapar, kendiliğinden geçer ve “hamlık” atmanın bedelidir. Tanım: Hamlama Ağrısı (DOMS) Tam Olarak Nedir? Hamlama ağrısı, İngilizce literatürde Delayed Onset Muscle Soreness (DOMS) olarak…
10 YorumBoya Neden Pütür Pütür Olur? Öğrenme Sürecinde Pürüzlerin Anlamı Bir eğitimci olarak yıllardır fark ettiğim bir gerçek var: Hiçbir öğrenme süreci kusursuz değildir. Her öğrenci, her deneyim, her sonuç; kendi içinde pütürlü, katmanlı, bazen hatalı ama daima öğreticidir. Boya yapmak da öğrenmek gibidir — yüzey ne kadar iyi hazırlanırsa hazırlansın, bazen beklenmedik pütürler ortaya çıkar. İşte o an, sürecin bize sabrı, özeni ve farkındalığı öğrettiği andır. Boya neden pütür pütür olur? sorusu, aslında öğrenme sürecinin doğasına dair çok şey anlatır. Bu yazıda, bu teknik soruyu pedagojik bir bakışla ele alarak hem yüzeyin hem zihnin nasıl arınabileceğini birlikte keşfedeceğiz. — İlk…
10 Yorum