İçeriğe geç

Miyopluk baskın mı çekinik mi ?

Miyopluk Baskın mı Çekinik mi? Hayatın Bir “Yakın Görme” Hali

Miyopluk… Şu gözlük takmayı sevmesek de mecburen gözlük takmaya mahkûm olduğumuz, bazılarımızın hayatına 10 yaşında giren, bazılarımızınsa 30’larının sonlarına doğru kendini gösteren o tanıdık durum. Ama bu yazıda ne gözlük takanları küçümseyeceğiz ne de miyopluğun trajik yönlerine gireceğiz. Hadi gelin, miyopluğun baskın mı, çekinik mi olduğunu bir insanın gözlükleri üzerinden keşfe çıkalım. Belki sonunda bir anlam çıkar, belki de daha çok kafamız karışır; kim bilir?

Miyopluk Ne Demek?

Hadi önce tanım yapalım. Miyopluk, aslında gözün biraz asi bir şekilde, uzak mesafeyi görmemesidir. Gözünüz ışığı tam olarak doğru bir şekilde retinaya odaklayamadığında, nesneler uzakta bulanıklaşır. Yakın mesafede ise her şey gayet net görünür. Yani, miyop olmanın avantajı da var aslında: Bir kartvizite bakarken “aaaaa bu adam kim?” demek zorunda kalmazsınız çünkü her şey gayet net. Lakin uzaktaki tabelalar, uçan kuşlar ve belki de eski sevgilinizin uzaktaki profil fotoğrafı size karışık bir karmaşa gibi gelir.

Baskın mı, Çekinik mi? Gözlük Takma Durumu

Şimdi gelelim ana meseleye: Miyopluk baskın mı, çekinik mi? Gözlük takmak her zaman biraz “göz önünde olma” halidir, değil mi? Neyse, kabul edelim, bazı insanlar gözlük takarken kendini çok “akademik” hissediyor; tam bir intellektüel gibi. “Bana bakın, ne kadar bilgiliyim” edasında gözlük takmak bir nevi “baskın” olmak anlamına gelebilir. Hatta bazıları, gözlüklerini bir tür kişisel stil unsuru olarak kullanır. Hadi itiraf edelim, kimimiz bu yazıyı okurken “aa bir gözlük de ben taksaydım keşke” diye düşünmedik mi?

Ama öbür tarafta, gözlük takan kişi “Beni gören var mı?” modunda da olabilir. Gözlük bir “kimlik gizleme” aracı haline gelir. İnsanlar miyop olduğunda, bazen gözlüklerinin arkasında kendilerini saklama ihtiyacı hissederler. Belki de bu, bir tür çekinikliktir. Örneğin, ben bir miyop olarak bazen kaybolduğumu hissederim. Hani kafayı biraz eğip, gözlüklerin arkasına sığındığınızda, bir süre görünmeyen oluyorsunuz. Ama tabii sonra birisi “Nereye bakıyorsun? Orada kimse yok!” dediğinde gerçek dünyaya dönerim. Bir bakıma, gözlüklerimi takarken hem baskın hem çekinik oluyorum. Hem görünür oluyorum, hem de bir yandan bir parça kayboluyorum.

“Miyopluk Baskın mı, Çekinik mi?” İçindeki Çekişme

İç ses: Yine başladık, miyop olmanın derin felsefi yanlarını düşünmeye. Herkesin gözüne baktığımda ben miyim?

Bir gün, bir kafede oturuyordum. Karşımdaki masada oturan adam bana uzun uzun bakmaya başladı. Ama baktığı şey, doğrudan gözlerim değil, gözlüklerimdi. O an, “Beni gerçekten gözlüksüz mü görüyorsun?” diye düşünmedim desem yalan olur. Gözlüklerim bana ne kadar “görünür” bir kimlik katıyorsa, aynı zamanda bir o kadar da “baskın” olmama engel oluyor. Yani bir nevi miyopluk, içerideki çelişkileri dışarıya yansıtıyor. Gözlüklerim bazen bana, “Her şey net görünüyor, baskın olabilirsin,” derken, diğer taraftan, “Hayır, sen sadece yakına odaklan, o kadar” diye de sesleniyor.

Bu tür bir içsel çekişme, sadece gözlük takarken değil, hayatın her alanında karşımıza çıkar. Bir iş görüşmesinde, bir arkadaş ortamında, ya da sokakta yürürken, bazen kendimi bir parça “gizlenmiş” gibi hissederim. Ama sonra birileri beni fark ettiğinde, kendimi bir anda “baskın” biri gibi hissederim. Gözlüklerim, her zaman her iki yönüyle oyunu oynayan bir karakter gibi: hem saklanmaya hem de görünür olmaya odaklanır.

Bir Günlük Gözlük Macerası

Bugün yine gözlüklerimle dışarıdaydım. Birçok insan bana bakıyordu, bir şekilde fark edilmiştim. Sanki gözlüklerim, bana doğal bir şekilde dikkat çekme yeteneği veriyordu. Ama farkında değillerdi: Benim gözlüklerim aslında bir çeşit “kamuflaj” da olabilir. “Herkese karşı dışarıda hep sakinim” diyebilirim ama gerçekte gözlüklerimin ardında derin düşüncelere dalıyorum. Belki de biraz fazla? Neyse, uzatmayalım.

Bir yanda başkalarına kendimi daha fazla göstermek isterken, diğer tarafta gözlüklerimle duvarımı inşa etmeye çalışıyorum. “Beni görmene gerek yok,” diye düşünürken, “Görmeme rağmen belki beni daha çok göreceksin” gibi çelişkiler yaşamak, her miyopun gündelik hayatındaki en büyük dramıdır.

İç Sesle Diyalog

Bir arkadaşım geldi, “Neden gözlük takıyorsun?” dedi.

Ben de içimden “Çünkü senin sorunun cevabı, 2020 vision’da değil, ruhumda,” diye düşündüm, ama dışarıya şunu söyledim:

“Gözlerim bir tür gizli ajan, sadece yakın mesafede doğru işler.”

Arkadaşım: “Öyle mi? Peki, yakın mesafede bu kadar net görüp uzaktakileri nasıl kaçırıyorsun?”

Ben: “İşte hayat, her şeyin netliğiyle değil, ne kadar net görmek istediğinle ilgili!”

İçimdeki baskın taraf bana sürekli “Yakın ve net gör, gerisini boşver” derken, çekinik tarafım ise uzaktakilere bakmaya çalışırken geriye doğru kaçıyor. Ama neticede, her iki tarafı da bir arada taşıyorum ve bunu yaşamaya alıştım.

Sonuç: Miyopluk, Her Yerde Baskın

Sonuçta, miyopluk sadece gözlük takanların yaşadığı bir şey değil. Bazen hayatta da “yakın” kalmaya, net görmeye ve baskın olmaya çalışırken, bir yandan da çekinmek, uzakta kalmak isteriz. Miyopluk, hem duygusal hem de fiziksel olarak, insanın içinde sürekli bir savaş yaratır. Gözlüklerimle bazen “yakın” kalırken, bazen de “baskın” olmaktan kaçınırım. Ama önemli olan şudur: Hayatta her iki durumu da yaşamak, her iki tarafla barış yapmak gerekmiyor mu?

O yüzden, gözlük takanları anlamaya çalışırken, belki de onları sadece “yakın görebilen” kişiler olarak kabul edebiliriz. Kim bilir, belki de gözlükler sadece kendini görmek, gerisini değil, diye düşünüyordur. Yani, her miyop aslında biraz baskın, biraz da çekinik…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbet bahis sitesi