İçeriğe geç

Şeref duymak ne anlama gelir ?

Şeref Duymak Ne Anlama Gelir?

Bugün Kayseri’nin soğuk sabahında, tek başıma çayımı yudumlarken, aklıma takılan bir soru vardı: “Şeref duymak ne anlama gelir?” Ne kadar garip değil mi? O kadar sıradan bir kavram gibi duruyor ama birden, derinlemesine düşündükçe bambaşka anlamlar yükleniyor. Anlamını kesin olarak çözemediğim, ama içimi derinden etkileyen bir kelime bu: Şeref.

Çok uzaklardan bir anı gelmeye başladı aklıma. Bir an, yaşadığım bir olayla ilişkisini kavrayamadan önce, ne kadar önemli olduğunu anlamadığım bir kelimeydi. Bir anlamda, yaşadıkça insanın içini yerle bir eden bir şey; birden, bir anda gelip derinliklere işleyebilen bir his.

Bir Günün İçindeki O Hayal Kırıklığı

Çocukluk yıllarımı hatırlıyorum. Ailemle birlikte, Kayseri’nin en işlek caddelerinden birinde yürürken, babam yanımdaydı. O zamanlar bana her şey ne kadar kolay, ne kadar düzenli gelirdi. Kafamda en büyük soru, okula gittiğimde ne zaman teneffüs olacak, hangi arkadaşım daha iyi futbol oynuyor diye düşünmekti. Her şey çok basitti, ama bir şey vardı: Babamın o zamanlarda, tek kelimeyle ne kadar onurlu ve güçlü olduğunu hissettiğim o duruşu. O yürüyüş, bana her zaman bir anlam taşırdı. Bir gün, babamın birine “Şeref duydum” dediğini duyduğumda, bu kelime bende bir yankı uyandırmıştı.

O an anlamadım, nedir bu “şeref” meselesi diye sormadım. Ama yıllar sonra, o sözcüğün aslında sadece bir kelime değil, insanın ruhunda bir iz bırakabilecek kadar derin bir anlam taşıdığını fark ettim.

İlk zamanlar, babama o kelimeyi ne kadar derinden hissettirdiğini soramadım. Ama sonraları, küçük bir şey, bir insanın şerefini hissetmesi için ne kadar önemli bir anlam taşıyordu. Şeref, başkalarının gözünde değil, insanın kendi içindeki değerinin, hayata olan duruşunun bir göstergesiydi.

Hayatımda Bir Dönüm Noktası: Gerçekten Şeref Duyuyor muyum?

Düşüncelerim bir anda geçmişe dönüyor. O gün, başım eğik, utanç içinde yürüdüğüm o anı hatırlıyorum. Hayatımda en çok değer verdiğim insanla, çok sevdiğim bir dostumla, kendi değerimi anlamaya çalışırken yaşadığım o anı… Her şeyin bir anda nasıl değiştiğini hatırlıyorum. O gün, dostumla en basit şeyler hakkında konuşurken, o sözler, o tavır, bana kendimi o kadar değersiz hissettirdi ki. İşte o anda, içimde bir şey kırıldı. Şerefimi sorgulamaya başladım. Kendime hiç sormadığım bir soruyu sordum: “Gerçekten şeref duyuyor muyum?”

Çünkü o an, duygularımı ve düşüncelerimi sorgularken, içimde bir boşluk belirdi. Gerçekten, en değerli şeylerim olan insanlarla kendimi nasıl bir pozisyonda hissedebilirdim? Bir hata yapmıştım. Hem kendimle hem de onlarla. Onları hayal kırıklığına uğratmıştım.

Beni kimse anlamamış gibi hissettim, ama asıl hayal kırıklığını kendime yaşatıyordum. Yavaşça anladım ki, bir insan başkalarına değer verdiğinde, o değer, kişinin içindeki “şeref” duygusuyla ilişkilidir. İnsan, başkalarına karşı onurlu davranabilirse, kendi içindeki o şerefi hissedebilir. O an, kendime sorduğum bir diğer soru da şu oldu: “Ne zaman, gerçekten kendimden gurur duydum?”

Bunu bilmem gerekiyordu. Ama cevabını bulmak o kadar kolay değildi. O kadar kaybolmuştum ki, içimdeki bu boşluğu nasıl doldurabileceğimi bilmiyordum.

Bir Yola Çıkış: Şeref Duymak İçin Kendimle Barışmak

Sonra bir gün, bir arkadaşım bana dedi ki: “Şeref, sadece başkalarına değil, kendine de duyulmalı.” İşte o an, bir ışık yandı. Şeref, sadece dışarıya değil, içeriye dönük bir şeydi. Kendimle barışmak, hatalarımı kabul etmek, yanlışlarımı doğruya dönüştürmek, bana o şeref duygusunu getirecekti.

Bir sabah, sabah çayımla otururken, tekrar düşündüm. Eğer gerçekten şeref duymak istiyorsam, bu, insanların gözlerinde değil, içimde bir yerde olacak. Kendi değeriyle, kendi hatalarıyla, kendisiyle barışmış bir insan, gerçek anlamda şerefli olabilir. Kendi değeriyle yüzleşmeden, başkalarına değer vermek, başkalarının hayatına şerefli dokunuşlar yapmak, içsel anlamda sadece geçici olabilir.

Kayseri’nin o soğuk sabahı, içimi ısıtan o sıcak çayı içerken, aslında yıllardır aradığım cevapları buluyordum. Şeref, dışarıdaki insanlar değil, benim içimdeydi. Kendi içimdeki boşlukları kabul etmek, hatalarımı hatırlamak, ama onlarla yüzleşmek, işte o zaman gerçek anlamda şeref duydum.

Sonuç: Şerefli Bir Yaşamın Temelleri

Şeref, insanın ne kadar onurlu olduğunu, kendisine verdiği değeri ifade eder. Hayatın ne kadar zorlayıcı olduğunu, başkalarına karşı ne kadar yanlışlar yapabileceğini kabul etmek, ama aynı zamanda kendinle yüzleşmek ve onurlu bir şekilde devam etmek, şerefli bir yaşamın temelleridir. Bu, belki de gerçek anlamda en zor şeydir: Kendi hatalarını kabul etmek ve geçmişin getirdiği yüklerden kurtulmak. Ama bu yolda atılacak her adım, insanı daha güçlü yapar.

Bugün, Kayseri’nin sokaklarında yürürken, etrafıma bakarken, belki de tüm bu yaşadıklarım bana daha da fazla öğretmiş oldu: Şeref, önce içimizdeki boşluğu kabul etmekle başlar. Yani belki de en değerli şeref, başkalarına değil, kendimize duyduğumuz değeri anlamaktan geçer.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbet bahis sitesi